Kiralık Konak – Yakup Kadri Karaosmanoğlu

Roman & Hikaye & Öykü Kitap Herif 44 Okuma


Kiralık Konak – Yakup Kadri KaraosmanoğluTV’de izlediğimiz Kiralık Konak uyarlaması, romanın ve roman kişilerinin yorumundan oyunculuğa, TV için hazırlanan metnin dilinden çekimdeki tutarsızlıklara bir yığın yanlışla sergilendi ve bitti. Daha ilk bölümler gösterilirken eleştirilere konu olan teknik aksaklıklar, dekorda, aksesuarda göze batan dikkatsizlikler bir yana, yapımı gerçekleştirenlerin romana yaklaşım biçimi, romanı TV için görselleştirirken izledikleri yol sanatçıya ne yapıtına saygısızlık diyebileceğimiz bir tutumu somutlaması açısından ilginçti. Üstelik tasarruf gibi, sınırlı olanaklar gibi günümüzde kutsallaşmış kavramlar ardına sığınılarak yapılıyordu ne yapılıyorsa.

Önce şunu soralım: Çekimi yapılan yapıt bir TV oyunu muydu, yoksa bir romanın TV’ye uyarlanması mı? ıkincisiyse, ıstanbul’daki eski konaklardan birinde doğal mekanda çalışmak ve romanı içeriğine uygun olarak aktarmak mümkünken neden stüdyoya, tek boyutlu bir mekana sıkışılmıştı? Sonra oyunu kurallarınca oynamak gerekir. Bir romanı TV’ye uyarlamak demek sahneye uyarlamak, yani tiyatro oyununa dönüştürmek demek değildir. Kaldı ki bir TV

oyununun çekiminde bile dış mekan kullanılmaktadır. TV’nin anlatım aracı

görüntüdür çünkü, görüntüyü saptayan araçsa yapımcının, yöneticinin buyruğundadır. Oysa, bilinmez, nedendir, sözde tasarruf amacıyla stüdyo çekimi yeğlenince yanlışlar birbirini izlemiştir.

Kiralık Konak toplumsal bir çözülüşün romanıdır. Değer yargılarının altüst olduğu bir dönemi, kuşaklararası çatışmayı odak alarak anlatır Yakup Kadri. Batı’ya öykünme ve bu öykünmenin yarattığı ikilik, yaşama biçiminin değişmesi, insanlar arası ilişkilerdeki yozlaşma romanın çatısını oluşturur.

Roman kişileri bu çatı içinde ve sınıfsal konumlarıyla yansıtır. Konaksa değişen bir yaşama biçiminin, çöken bir sınıfın Naim Efendiyle birlikte somut simgesidir. Oysa stüdyoya sıkışıp gerçeklik duygusu vermeyen yapma, değişmez, tek boyutlu dekorla sınırlanınca konağın, dolayısıyla bir sınıfın çöküşü

verilemediği gibi romanın içeriğine aykırı, özü sakatlayıcı değiştirmelere de gidilmiştir. Romana değil dekora uymak gerekmektedir çünkü. Bu ise romanın doğal akışını bozarak sahneleri üstüste bindirmeyi, eldeki dekora uymadığı

için en önemli ayrıntıları atmayı, atılamayanları da değiştirerek yamamayı

doğurmuştur zorunlu olarak. Ama değiştirmeler romanın içeriğine ters düşüyormuş, Yakup Kadri’nin yarattığı kişilikleri çarpıtıyormuş kimin umurunda.

Hele son bölümde hiçbir biçimde açıklanamayacak değişikliklere, romanda bulunmayan eklemelere, Naim Efendi’ye nutuk attırarak kıssadan hisse çıkarmalara ne demeli, bu tutumu hangi sözcükle nitelemeli? Ya iki zabitin, yine romandaki yansıtılış biçimine boş verilerek, Hakkı Celis’in ölüm haberini geliştirişleri, Yakup Kadri’nin kişisi olmaktan çıkarılarak bu ölümden dolayı Seniha’yı suçlayışları… Kim, hangi hakla romanın bitimini böylesine bilinçsizce bir yerli film finaline dönüştürebilir, yazarı, romanın içeriğini hiçe sayabilir?

 

Bir önceki yazımızda önerdiğimiz Anamin Kitabi - Yakup Kadri Karaosmanoglu adlı kitabı da inceleyebilirsiniz.

Sosyal Ağlarda Paylaş

{Kitap Herif}

Kitap okumayı seven bunu sizlere ücretsiz bir şekilde paylaşmaya görev edinmiş nadir insan.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

site güvenlik bypass shell